Tam 1 yıl önce “GLADYO” demişim ve DEMİŞİMKİ

Tam 1 yıl önce  “GLADYO”  demişim ve DEMİŞİMKİ

Tam 1 yıl önce  “GLADYO”  demişim ve DEMİŞİMKİ;

1-) Nefis: ‘BEN’ sevdası, kibir,… Bu illetten kurtulmadan;
2-) Siyaset: Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış. (Tabi ki OLMASI GEREKEN ANLAMI BU). Siyasete gereken aktif katkıyı vermeden, siyasilere hesap sormaksızın ilkel hayatımızı sürdürerek;
3-) Gölge: İllegal yapılanmalar, gayri meşru örgütlenmeler, gladyolar, siyasetçilerin kendi iktidarlarını sürdürme egosuyla, Devlet Birimlerinde kurdukları suç örgütleri,.. Tüm bunları deşifre etmeden
Ülkemde faili meçhuller sürekli hale geldiyse, suç örgütlerinin ve Devlet’in Birimleri içerisinde Devlet’in klikler oluşturup, kullandığı iddiaları ayyuka çıktıysa, İç ve Dış Güvenlik içeriden ve dışarıdan ağır tehdit altındaysa, TBMM halen tatilde ise ve tatilde olmasa da bir atılım yapma niyetinde, derdinde değilse, Ülke fiilen neredeyse bölünmüş, seyahat edilemez, sokağa çıkamaz hale gelmiş/getirilmiş ise, her gün cana kıyılıyor, bu cinayet ve katliamlar kanıksanmış duruma gelmiş ise; Devlet ‘Devlet’ olup balyoz gibi bölücünün, suçlunun tepesine inemiyor/inmiyor ise, halen çözüm masaları art niyetle ve kandırmacadan ibaret olarak kurulmaya çalışılıyor, bölücüler, hainler, katiller muhatap alınıyor ise savaş tehlikesi üst düzeydeyse EY HALKIM; Halen vicdanın rahat mı, uykuya devam mı…?
‘…Şunu da iyi bil ki; Bir gün seni Yaratan’a döneceğini O’na hesap vereceğini, çok açık ve iyi bir şekilde hatırlatmadıkça NEFSİNE hâkim olmak imkânını katiyen bulamazsın…’ (Hz Ali’nin siyasilere öğütlerinden)
‘Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.’ Eflatun (Platon)
‘ Eğer bir ülkede gölgelerin boyu insanların boyunu geçmişse, o ülkede güneş batıyor demektir.’ Kızılderili Atasözü

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Facebook Banner

Bu yazı için 1 yorum yapıldı:

  1. ÖKSÜZ MALİ dedi ki:

    FETÖ TEZGAHININ ARKA PLANINDA DAMARINA BASILAN NATO KONTROLLÜ SÖZDE SOSYAL KURULUŞUN GERÇEK YÜZÜ Başkan Reagan, 8 Haziran 1982 tarihinde İngiliz Parlamentosunda yaptığı ünlü konuşmasında, Sovyetler Birliğini « Şer İmparatorluğu » olmakla suçladı ve burada ve diğer yerlerde bulunan muhaliflere yardım edilmesi önerisinde bulundu. « Demokrasi için gerekli altyapının oluşturulmasına katkı yapılması söz konusudur: basın özgürlüğü, sendikalar, siyasi partiler, üniversiteler; böylece halklar kültürlerini geliştirmek ve aralarındaki sorunları barışçıl yollardan çözmek için kendilerine hangi yolun uygun olduğunu seçmekte özgür olacaklardır ».
    Zorbalığa karşı mücadele konusunda uzlaşılan bu temelde, iki partili bir düşünce komisyonu Washington’a Ulusal Demokrasi Vakfı (NED)’in kurulmasını önerdi. Vakıf, Kasım 1983’te Kongre tarafından kuruldu ve hemen finanse edilmeye başlandı.
    NED, yurtdışındaki işçi ve işveren sendikalarına ve sağ ve sol partilere ayrılan parayı dağıtan dört özerk yapıyı beslemektedir. Bunlar:
    Bugün Amerikan Uluslararası İşçi Dayanışması Merkezi (American Center for International Labor Solidarity – ACILS) adını alan ve AFL-CIO işçi sendikasına bağlı Hür Sendikalar Enstitüsü (Free Trade Union Institue-FTUI);
    ABD Ticaret Odasına bağlı Uluslararası Özel Girişim Merkezi (Center for International Private Entreprise – CIPE);
    Cumhuriyetçi Parti’ye bağlı Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (International Republican Institue – IRI);
    Ve Demokrat Parti tarafından yönetilen Uluslararası İlişkiler için Ulusal Demokratik Enstitüsü (National Democratic Institute for International Affairs – NDI).
    Bu şekilde sunulduğunda, NED ve dört yalancı ayağı, sanki toplumsal çeşitliliğini ve siyasi çoğulcuğunu yansıttıkları sivil topluma dayalıymış gibi görünmektedir. Kongre aracılığıyla ABD halkı tarafından finanse edilen bu kurumlar, evrensel bir ideal uğruna çaba harcıyor gibidir. Başkanlık yönetiminden tamamen bağımsız görünmektedirler. Ve şeffaf faaliyetleri, itiraf edilemeyen ulusal çıkarlara hizmet eden gizli operasyonların örtülmesine olanak veremez.
    Oysa gerçek tamamen farklıdır.
    ABD 1982 yılında, « Şer İmparatorluğunu » devirmek için Birleşik Krallık ve Avustralya’nın ortaklığıyla NED’i kurdu.
    CIA, MI6 ve ASIS’in ortak mizanseni
    Ronald Reagan’ın Londra’da yaptığı konuşma, CIA’nin kirli işlerinin parlamento soruşturma komisyonlarınca ortaya çıkarılması çevresinde oluşan skandallar sonrasına denk geliyor. Kongre CIA’ye, yeni pazarlar bulmak üzere askeri darbeler düzenlemesini yasaklar. Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Konseyi bu yasağı delmek için başka araçlar kullanma arayışındadır.
    İki partili düşünce komisyonu, her ne kadar Beyaz Saray’dan resmi görevlendirilmesini sonra almış olsa da, Ronald Reagan’ın konuşmasından önce oluşturuldu. Dolayısıyla da Başkanlığın abartılı hırsına cevap vermiyor ama onun öncülü. Bunun sonucunda konuşma, kaba hatlarıyla zaten belirlenmiş olan ve iki partili komisyon tarafından uygulanmaya yönelik olan kararların söylem olarak süslenmesinden başka bir şey değildir.
    Komisyonun başkanı, ticaretten sorumlu ABD özel temsilcisiydi ve bu da demokrasinin geliştirilmesini değil ama kutsanmış terminolojiyle, « piyasa demokrasisini » öngördüğünü ortaya kurdu. Bu garip kavram ABD modeline uygundur: Bir ekonomik ve mali oligarşi piyasalar aracılığıyla siyasi tercihlerini dayatırken, halkın seçtiği parlamenterler ve hakimler, bireyleri yönetimin keyfiyetinden korumaktadır.
    NED’in dört uydu kuruluşundan üçü koşullara uygun olarak oluşturuldular. Öte yandan dördüncüsünü, sendikal birimi (ACILS) kurmak gerekmedi. Bu kurum zaten İkinci Dünya Savaşından beri vardı, ama 1978’de CIA’yle bağlantısı ortaya çıkarıldığında isim değiştirmişti. Buradan da CIPE, IRI ve NDI’nin kendiliklerinden ortaya çıkmadıkları ve aynı şekilde CIA’nın rehberliğinde kuruldukları sonucunu çıkarabiliriz.
    Üstelik NED her ne kadar ABD hukukuna göre kurulmuş bir dernek olsa da, sadece CIA’nın aygıtı değil ama İngiliz (bu nedenle kuruluşu Reagan tarafından Londra’da açıklanmıştır) ve Avustralya gizli servislerinin ortak aygıtıdır. Bu çok önemli husus hep sessizlik içerisinde geçiştirilmiştir. Oysa bu durum, sözüm ona « STK »’nın XXnci kuruluş yıldönümü dolayısıyla Başbakan Tony Blair ve John Howard tarafından gönderilen kutlama mesajlarıyla teyit edilmiştir. Echelon elektronik algılama ağında olduğu gibi, NED ve yalancı ayakları, Londra, Washington ve Canberra’yı birbirine bağlayan Anglosakson askeri paktın aracıdır. Bu düzenek sadece CIA değil ama İngiliz MI6 ve Avustralyalı ASIS tarafından da kullanılabilir.
    Bu gerçeği gizlemek için NED, müttefikler arasında kendisiyle çalışan benzer örgütlerin de kurulmasına ön ayak olmuştur. 1988 yılında Kanada, özellikle Haiti ve ardından Afganistan üzerinde odaklanan Haklar ve Demokrasi Merkezi kurulmuştur. 1991 yılında, Birleşik Krallık Westminster Foundation for Democracy (WFD)’yi oluşturmuştur. Bu kamu kuruluşunun işleyişi NED’in bir kopyasıdır: yönetim siyasi partilere emanet edilmiştir (sekiz temsilci: üçü Muhafazakar Partiden, üçü İşçi Partisinden, biri Liberal Partiden ve sonuncusu da Parlamentoda temsil edilen diğer partilerden). WFD Doğu Avrupa’da çok faaliyet yürütmüştür. Son olarak 2001 yılında Avrupa Birliği, mevkidaşlarından daha az şüphe çeken, European Instrument for Democracy and Human Rights (EIDHR)’i kurmuştur. EuropAid’a bağlı olarak çalışan bu ofis, güçlü olduğu kadar çok da tanınmayan Hollandalı Jacobus Richelle adlı bir üst düzey memur tarafından yönetilmektedir.
    77 nolu Başkanlık yönergesi
    ABD’li parlamenterler 22 Kasım 1983’te NED’in kuruluşunu oylarlarken, aslında vakfın 14 Ocak tarihli bir Başkanlık yönergesi uyarınca zaten gizlice kurulduğunun farkında değillerdi [1].
    Ancak yirmi yıl sonra tasnif dışı olan bu belge, propaganda yerine, siyasal olarak düzgün bir tanım olarak kullanılan « kamu diplomasisini » düzenlemektedir. Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Konseyi içerisinde, biri NED’i yönetmekle yükümlü olan çalışma gruplarının oluşturulmasını öngörmektedir.

    NED yöneticisi Henry Kissinger. Bir « sivil toplum temsilcisi » mi!?
    O halde, Vakfın yönetim kurulu, Ulusal Güvenlik Konseyinin hareketini aktaran bir kayıştan başka bir şey değildir. Görüntüyü korumak için, genel olarak CIA’de fiilen çalışan ve eski ajanların yönetici olarak atanmamaları kararlaştırıldı.
    Yine de olan biten şeffaftır. Ulusal Güvenlik Konseyi’nde önemli rol oynayan üst düzey memurların çoğu NED’te yöneticilik yapmıştır. Bu durum örneğin Henri Kissinger, Franck Carlucci, Zbigniew Brzezinski ya da Paul Wolfowicz için geçerlidir. Bu şahsiyetler, birer demokrasi idealisti olarak değil ama birer ahlaksız şiddet uzmanı olarak tarihe geçeceklerdir.
    Vakfın bütçesi, istihbarat örgütleri arasında geniş kapsamlı operasyonların parçası olan faaliyetler yürütmek üzere talimatlarını Ulusal Güvenlik Konseyinden aldığı için tek başına yorumlanamaz. Fonlar, özellikle de Uluslararası Yardım Ajansı’ndan (USAID) gelenler, bunların « hükümet dışı kalmalarını sağlamak için », bütçesinde görünmeksizin NED üzerinden nakledilmektedir. Vakıf bunun dışında, Smith Richardson Foundation , John M. Olin Foundation ya da La Lynde and Harry Bradley Foundation gibi özel aracılarda aklandıktan sonra dolaylı olarak CIA’den de para almaktadır.
    Bu programın kapsamının genişliğini iyi değerlendirebilmek için, NED’in bütçesini, Dışişleri Bakanlığının, USAID’in, CIA’nin ve Savunma Bakanlığının ilgili alt bütçeleriyle birleştirmek gereklidir. Böyle bir değerlendirmeyi yapmak bugün için imkansızdır.
    Yine de bilinen bazı unsurlar bunun büyüklüğüyle ilgili bir fikir sahibi olmamızı sağlamaktadır. ABD son beş yılda, Lübnan gibi 4 milyon nüfuslu bir küçük ülkedeki dernek ve siyasi partiler için 1 milyar dolar harcamıştır. Global olarak, bu paranın yarısı Dışişleri Bakanlığı, USAID ve NED tarafından kamuoyunun gözü önünde dağıtıldı. Diğer yarısı ise CIA ve Savunma Bakanlığı tarafından gizlice ödendi. Bu örnekten hareketle ABD’nin kurumsal yolsuzluk genel bütçesinin yıllık on milyarlarca dolar olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Bugün, Avrupa Birliğinin kamuoyuna tamamen açık olarak yürütülen ve ABD faaliyetlerine de katkı sağlayan eşdeğer programının yıllık bütçesi 7 milyar Euro’dur.
    Sonuç olarak, NED’in hukuksal yapısı ve resmi bütçesinin hacmi şaşırtmacadan başka bir şey değildir. Doğası gereği, daha önce CIA’ye atfedilen legal faaliyetlerden sorumlu bağımsız bir kuruluş değil ama Ulusal Güvenlik Konseyinin yasadışı operasyonlarının yasal unsurlarını yerine getirmekle görevlendirdiği bir vitrindir.

Yorum Yaz