WEB SİTEME HOŞ GELDİNİZ, 25 Kasım 2017

Kandan Kına Yakılmaz. Hasan Hüseyin Korkmazgil

Kandan Kına Yakılmaz. Hasan Hüseyin Korkmazgil

‘’Kandan kına yakılmaz.’’ (Hasan Hüseyin Korkmazgil)
‘’Senin yumruk atma özgürlüğün benim burnumun ucunda biter’’

ÇÖZÜM ÖNERİM:
Bizi, ‘’biz’’ ve ‘’siz’’ diye bölenlere sözüm şu; ‘’Bizim’’ de olan bu vatanı, böldürmeyeceğimizi bile bile, bu kan, bu söylemler niye? Devlet, özyönetim/özerklik/federasyon ve benzeri açıklamalarda imzası olanların malvarlıklarına, bedeli karşılığında, kamulaştırma kararı almalıdır. Kamulaştırma karşılığında ödemelerini alanlar da derhal, özyönetim ve benzeri uygulamaların bulunduğu Irak’ın ve Suriye’nin Kuzeylerine ve özyönetim/özerklik/federasyon ve benzeri açıklamaları destekleyen diğer tüm ülkelere ve bilhassa da siyasi sığınma taleplerini kabul eden Batılı Devletlere, iradî göç etmelidirler. Ve ‘’geri dönmek’’ istediklerinde ‘’konutları’’ kendilerine, süre sınırı olmaksızın, geri dönme talep tarihine kadar işleyen altın fiyat farkı yansıtılmak suretiyle, bir defaya mahsus olmak üzere, iade edilmelidir.

Geriye kalan malvarlıkları için ise, beş yıllık süre ile Devlet bu mallar üzerinde tasarruf etmemeli, satmamalı, beş yıldan sonra ise mallar Hazineye irat kaydedilmek üzere, küçük parçalar halinde tabana yayılarak halka satılmalıdır. Satıştan elde edilecek gelir ile de Ülkenin öncelikle terör kaynaklı yaraları sarılmalı hemen ardından da ülkenin geri kalmış/bırakılmış tüm yörelerine, kâr amacı gütmeksizin/bizzat Devlet eliyle ve şeffaf bir biçimde, hizmet götürülmelidir. Satılamayan kısım olur ise Devlet değişik alanlarda, üretme çiftlikleri kurmalıdır.

Beş yıllık süre geçmeden başvuranlara ise malları, aynı koşullarda iade edilmelidir. Bu önerimden yola çıkarak; hak kaybının engellenmesi için gereken tüm yasal tedbirleri Devlet, yasal olarak, almalıdır. Devlet ayrıca ülkenin neredeyse iç savaşa girmesine sebep olan tüm sorumluları tespit edip yargıya teslim etmelidir. Tüm Cumhuriyet Savcılarımız bu işin temel direkleri olup, yargı sürecini başlatmak için önlerinde hiçbir yasal engel de bulunmamaktadır.

Devlet, özyönetim/özerklik/federasyon ve benzeri açıklamalarda imzası olmayıp, ‘’biz de bu söylemleri ve bildirgeleri desteklemekteyiz’’ diyenlerin de, bizzat başvurmaları halinde, aynı haklara sahip olmalarını sağlamalı, hiçbir güçlük çıkarmamalıdır. Bu bir sürgün ya da zorunlu göç değildir. Kan dökülmekte. Ve Devlet bölünmekte. Bana demokrasiden bahsetmeyin. Demokrasi kanla sağlanmaz. Çocuk kanı, cani ruhlarınıza, bedenlerinize can, kan mı katmakta?

Bu çözüm önerimi yanlış bulanlar tabi ki fikirlerini söyleyeceklerdir. Hatta diyeceklerdir ki ‘’Biz gitmek istemiyoruz, kadim Mezopotamya ve Anadolu ve Trakya bizim de vatanımız, yuvamız’’. Aklın yolu birdir. O halde, gitmek istemeyenler de ‘’bizimle birlikte’’ bölünmemek için mücadele vermelidirler. Artık sadece ‘’biz’’ olduğumuzu ispatlamaları gerekmektedir. Söylemle değil eylemle bir karşı duruş sergilemeleri gerekmektedir. Kimsenin kanıyla, kafatasıyla, kavim ve ırksal kökeniyle, diliyle, diniyle, mezhebiyle bir işimiz yok. İnsanlık tek ırktır. Bu benim ‘’fikrim’’ veya ‘’doğrum’’ değil. Öyle yaratıldık ve sonra, kanla birbirimizi renkten renge boyayıp ayrıştık/ayrıştırıldık.

Ulusal sözleşmemiz, -eksiğiyle-gediğiyle, uygulanmayan maddeleriyle-siyasetçilerin şahsî menfaatlerine göre yorumladıkları uygulamalarıyla,…Anayasamız var. Ve Anayasaya bağlı kanunlar. Bu mevzuata göre özyönetim ve benzeri söylemler, ‘’değiştirilemez’’ üniter yapıya aykırılık, Anayasal düzene başkaldırmak, din, dil, ırk ayrımcılığı suçuna teşvik etmek ve benzeri yasadışı eylemleri tüm unsurlarıyla oluşturmaktadır ki, bu hususta işlem yapmayan tüm resmi merciler de suç işlemektedirler. ‘’Düşünce ve düşünceyi ifade etme, duyurma-yayma özgürlüğü’’ yetersiz dahi olsa Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Ancak bu hak, suç işlemek suretiyle kullanılamaz.

Bu yaklaşımım ‘’faşizan-otoriter’’ bir yaklaşım değildir. Tam aksine ‘’ultra demokratik’’ bir yaklaşımdır. Bu çözüm önerim, geliştirilip ayrıntılanıp ilan edildiği gün, çok iddialıyım ki, kan durur, silahlar susar. Yurt içindeki ve Yurt dışındaki, ‘’egemen güçler’’, Kürt Vatandaşlarımızı aldatıp kandırabilecekleri zemini kaybederler, Kürt Vatandaşlarımız ‘’adına’’ konuşup eylem yaptıklarını ‘’savaştıklarını’’ iddia edemez hale gelirler.

Çözüm önerimin ekonomik maliyetine gelince; Birincisi; Bir çocuğun, bırakın canını, bir damla kanı dahi para ile ölçülemez. İkincisi; Hiç para hesabı yapmayın. Çözüm önerimin, terörün doğrudan ve dolaylı olarak yarattığı ekonomik maliyetinden çok daha aza mal olacağını bilin. Siz sosyal sonuçlarını değerlendirip irdeleyin.

Etiketler:

Modarazzi.com.tr
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Yorum Yaz